anbarcık köyü resmi web sitesi

Koy Odalari

SOSYAL HAYAT

AHİLİK GELENEĞİNİN DEVAMI OLARAK ANBARCIK KÖYÜ KÖY ODALAR
I

Ahilik Anadolu'da Türkler tarafından geliştirilmiş , meslek ahlakıyla sosyal dayanışmayı ön plana çıkaran bir anlayış olarak 12.yüzyıl başlarından yakın zamanlara kadar devam eden ; kendine has müesseler geliştiren düşünce ve inanç sistemidir.Kaynağını İslamın ilk yıllarındaki sahabeler arasındaki dayanışma ve meslek ahlakı analayışından almıştır.İlk örnek aldıkları kişi muhakkak Hazreti Peygamberdir.

Anadolu'da Ahiliği kuran ve örgütleyen bir düşünce sistemi olarak geliştiren Ahi Evran'dır.Son yıllarda Pr.Dr.Mikail Bayram yaptığı çalışmalarda Ahi Evranın aslında fıkralara konu olan ünlü kişi Nasreddin Hoca'nın olduğunu ileri sürmektedir.Moğol istilasının getirdiği toplumsal yıkıntı ve çöküntüyü bir nebze olsun azaltan ve zamanın insanları arasındaki dayanışmayı artıran Türklerin yeni yurtlarının bir vatan haline gelişinde büyük yararlar sağlayan kurumlarda biride şüphesiz Ahi teşkilatlarıydı.

Ayrıca Moğolllara karşı yapılan halk direnişi de onlar örgütlemişlerdir.Moğola baş eğen Selçuklu Sultanlarına sürekli muhalefet etmişler,Batı Anadolu'da istilacılara şiddetle karşı koyan her Uç Türkmen Beyine sonuna kadar destek çıkmışlardır.Ahiler Moğolların son derece etkin olduğu Orta Anadolu - Doğu Anadolu ve Azerbaycan'dan ,Moğollara karşı istiklal mücadelesi veren Uç Türkmen bölgelerine göç etmişler kurdukları zaviyelerle esnaf teşkilatlarıyla zamanın bir tür dini içerikli meslek odaları sivil toplum örgütleri olmuşlardır .O yüzden bu teşkilat daha ziyade Batı Anadolu'da güçlüdür.Burdur konum itibari ile uç vilayetinde olması sebebiyle Ahilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerden biridir.1329 yılında Burdur ve Gölhisarı ziyaret eden Ünlü Arap Seyyahı Batu'ta gerek Burdur ve gerekse Gölhisar'da ,ahi odalarında misafir olmuş ve onların misafirperverliğinden övgü ile bahs etmiştir.

Batuta'nin Gölhisari ziyareti esnasinda yöreyi idare eden Hamit Oglu Dündar Beyin oglu Mehmet Çelebinin de bir ahi oldugu tasidigi Çelebi isminden anlasilmakatadir.

13.ve 14. Yüzyıllarda kurulan bu Ahi Tekke ve Zaviyeleri ,Osmanlı asırlarında da devam etmiştir. Burdur Ahi esnaf loncası bilindiği üzere cumhuriyete kadar yaşamıştır.

Burdur ve Gölhisar daki Ahi esnafı bilhassa dericilik (debbağlık) mesleğinde oldukça faaldiler(1).Ayrıca Gölhisar da urgancı esnafı mevcuttu.Burada adı geçen Gölhisar eski Gölhisardır.Gölün yakınların da Haravza ovası kıyısında bu gün de şehir Yeri olarak anılan yerde idi.1845 ten sonra tamamen terk edilmiştir.

Haravza ovası kenarındaki şehir yeri daha sonra başta mezarlığı olmak üzere tarla olarak ziraate köylülerce açılmış ve böylece tarihi bir mirasın şahitleri tarihin karanlığına bir daha gün yüzüne çıkmamak üzere gömülmüştür.Şehir yerinde adı hala bilinen Urgancılar Yokuşu veya yolu eski urgancı esnafının (ahilerin)tarihi hatırası olarak halen yaşamaktadır(2).

Gölhisar ovası çevresi köylerinde 16.ve 17 Yüzyıllarda hala faaliyet gösteren Ahi tekke ve Zaviyeleri: Bayramlu'da Ahi Mehmet ,Gölhisar'da Ahi Hasan,Ahi Yusuf, Binak'da(Baspinar) Ahi İlyas,Etre'de Ahi Ahmet idi'(3).

Bu zaviyelerin az ya da çok gelirleri olan vakıfları vardı.Ancak zamanla bu vakıflar gelir kaynaklarını kaybetti.Müslüman Türk halkı dini gereği bu müesseseleri farklı biçimde de olsa yaşatmayı bildi.Hali vakti yerinde olan aileler veya sülaler köylerde yeni bir müessese şeklinde eski geleneği sürdürdüler.Köy odaları adını alan bu yapılaşma işlev olarak eskiden Osmanlı deyimiyle "ayen de ve ravendeye(Yolcu ve Yoksullara)" hizmet eden zaviye ve tekkelerin bir nebzede olsa yaşamasını sağladı.Köy odaları ,ulaşımın güç olduğu yıllarda asırlarca yolcuların konaklama işlerini bineklerinin ve kendilerinin yiyecek ihtiyaçlarının karşılandığı; uzak ve yakın yerlerden gelen kişilerin o yöre halkıyla kültür alışverişini yaptığı bir çeşit sosyal tesislerdi.Zengin kişi ve sülaleler bunun için köyde bir bina yaptırır bu binaların bakımını onarımını yaparlar köyden gelip geçen yolcuları buralarda misafir edip yatacak ,yiyecek kışsa yakacak ihtiyaçlarını ücretsiz olarak karşılarlardı.Geceleri köylüler odalarda toplanır, misafirlerinde katıldığı sohbetler yapılır bu suretle uzak diyarlarda olup bitenlerlerden haberdar olunur ,oralara haberler giderdi.Tam bir kültürel değişme mekanları idi bu odalar. Köye gelen esnaflar dan Semerciler,Ayakkabıcılar,Nalbantlar,Yırtımcılar(Bir çeşit Tuhafiyeci)Kalaycılar ,Çerçiler,Itrıyatcılar ,Kekik yağcılar ,Boncuklar vs ...de buralarda faaliyet gösterirlerdi.Bazı kişiler vefat etmeden önce evlatlarına gelir getiren bir tarla veya bahçesinin gelirinin, odasına harcanmasını vasiyet ederdi .Evlatlarıda odanın yaşaması için uğraşırlardı.Böylece bu yapılar, evlattan evlada intikal eder, yeni nesiller de bu hayır yerlerini yaşatmaya çalışırlardı.Köyler de hemen hemen her sülalenin bir odası olurdu.Öyleki bazı zamanlar orta halli bir köyde 4- 5 oda faal olarak insanları ağırlardı. Odaların bir kısmı gençlerin toplandığı mekanlar olur ,onlar da kış olursa yalnız yakacaklarını beraberlerinde getirirlerdi.Bu arada Fethiye Çobansa Köyünden Tahir Çavus ,odasi ile ünlü bir zat idi.Günün hangi saatinde olursa olsun mesala gece saat 2 sularinda gelen bir yolcuyu bizzat yataktan kalkar ,mutlaka eliyle yemek sofrasini kor agirlar misafir ederdi.Ismi bu gün bile efsane gibi anlatilmaktadir .

Bu tür sosyal yapılar Anbarcık Köyün de 1970'li yıllara kadar faal olarak mevcuttu.Teke Yarımadasını bir kesimi ile Burdur ve Karağaç (Acıpayam)yoluyla Anadolu içlerini birbirine bağlayan yolun güzergahı üzerinde bulunuşu Anbarcık Köyünde Köy odalarını önemli hale getiriyordu.Gölhisar ve Çavdır köylerinin tecir ve alı satıcıları(Her çeşit ticaret ehli),Acıpayam civarının esnafları ,Beş Kazanın(Fethiye) insanları hep bu odalar da misafir edilirlerdi.Hatta uzak yerlerden gelen dilenciler, seyyahlar ,dervişler de eksik olmazlardı.

Yakın tarihe kadar misafir ağırlayan ve bu günde bir çoğu hala ayakta olan Anbarcık odaları şunlardı.

Hatıplar Odası :İki katlı her katinda ikiser bölüm olan kiremit çatılı ve köy merkezinde olduğundan misafiri hiç eksik olmayan bir odaydı.Yaptıranlar ve ihtiysaçlarını görenler Hatipler sülalesi idi.Alt katda hayvan ahırına sahipti.Önü "Oda önü " diye ünlü idi gelen geçen herkez mutlaka buraya uğrar bir nevi açık hava forumu gibi olan bu yerde sohbetler yapılırdı.Bu fonksuyonunu hala devam ettirmektedir.

Koca Ahmetler Odası.Bu da aynı özellikte bir odaydı .Zaman zaman Koca Ahmetler sülalesinin mescidi vazifesini görürdü.

Solaklar Odası:1967 yılında üzeri betonla örtülmüştü.Tek katlıydı.Solaklar sülalesince bakılırdı.

Ayanlar Odası.Bu da iki katlı bir oda olup,Ayanlar sülalesince kurulmuş ve yaşatılmıştı.

Molla Osman Odası.Ninem rahmetli Rukiye Kuzucu'nun babası Molla Osman tarafından evinin yanı başında inşa edilmiş , ancak zamanla bakımsızlıktan yıkılmıştır.

Arap Ece Odası:1840 'lı yıllarda Osmanlı Devleti tarafından tutulan Temettuat Defterine göre Anbarcık Köyünün en zengin kişisi olarak gözüken Arap Ece'nin odasıdır. Yaşlılarımızın anlattığına göre 1940lara ayakta olan oda sonradan yıkılmıştır.Zaten bu hayır sever insanımızın nesli de artık kalmamıştır.

KAHVEHANELER:Doğrusu ilk kahvehanenin kimin tarafından yapılıp işletildiğini bilmiyorum.

Ancak kahvelerin bir tarafı mutlaka ekonomik olması açısından bakkal olarak işletilirdi.

Yine hatırladığım en eski kahve Şallı İzzet Karataş'a aittir.Daha sonraları Murat Oral evinin önüne oldukça geniş bir kahvehane yaptırmıştı.Köye 1963 yılında ilk defa gelen film burada halka gösterilip sinema olarak da kullanılmıştı.

Daha sonraları kahve işi artık ikisi de ölen Alim Yavuz ve Veysel Şimşek tarafından devam ettirilmişti.

(1 ) Basbakanlik Osmanli Arsivi TT 30 .Sayfa 33/1

(2)Kaynak kişi Emekli Kimya Mühendisi Arif ERSOY, Çavdir.

(3)Başbakanlık Osmanlı Arşivi 331 Nolu Evkaf Defteri .Sayfa 71   

 

Bugün 1 ziyaretçi (3 klik) kişi burdaydı!
Site Yapımı: Sadretdin YAVUZ & Osman YAVUZ

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol